Bülten: 2019-87 7193 Sayılı Kanun ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 21.11.2019 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş olup söz konusu Kanun’un Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasını müteakip Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir.

Kanun yürürlüğe girmezden evvel içeriğindeki hususlar konu başlıkları itibariyle ayrı ayrı değerlendirilecek olup, bu Bültenimizde 7193 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişikliklere değinilmiştir.

1) İzaha davet müessesesinde süreler ve tutarlar yeniden düzenlenmiştir

7193 Sayılı Kanun’un 25’nci maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İzaha davet” başlıklı 370’inci maddesi yeniden düzenlenmiştir. Maddenin yeni halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “İzaha davet” başlıklı 370. maddesi kapsamında izaha davet edilenlerin izahta bulunma süreleri ile yapılan izahatın yeterli bulunmaması durumunda beyanname verme ve ödeme süreleri 15 günden 30 güne çıkarılmıştır.

Ayrıca, kullanılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tutarı, bir takvim yılında 100.000 TL’sını geçmeyen veya bu tutarı geçse bile ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet alışlarının %5’ini aşmayan mükelleflere, hiç verilmemiş beyannamelerin verilmesi, eksik veya yanlış verilen beyannamelerin düzeltilmesi, tahakkuk eden/edecek vergilerin yasal gecikme faizi ile birlikte ödenmesi şartıyla ziyaa uğratılan vergi üzerinden %20 oranında vergi ziyaı cezası kesilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.

Buna ilaveten 7193 sayılı Kanunun 28. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek-1. maddesinde yapılan düzenleme ile yukarıda yer verilen düzenleme kapsamında kesilecek %20 oranındaki vergi ziyaı cezası, uzlaşma kapsamı dışında tutulmuştur.

Söz konusu bu düzenlemeler 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

2) Vergi cezalarında indirim uygulaması yeniden düzenlendi

7193 Sayılı Kanun’un 26’ıncı maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergi Ziyaı, Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezalarında İndirme” başlıklı 376’ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Mükellef veya vergi sorumlusu;

  1. İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı,
  2. Uzlaşmanın vaki olması durumunda, üzerinde uzlaşılan vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı cezasının %75’ini, bu Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan ödeme süreleri içinde öderse üzerinde uzlaşılan cezanın %25’i,

indirilir.”

Bilindiği üzere, vergi cezalarında (vergi ziyaı cezası, birinci ve ikinci derece usulsüzlük cezaları ve özel usulsüzlük cezası) ilk seferde yüzde 50 müteakip cezalarda 1/3 oranında indirim uygulanmaktadır. Yapılan bu değişiklikle, vergi ziyaı cezalarında ilk defa işlenip işlenmediğine bakılmaksızın indirim oranı %50 olarak yeniden belirlenmiştir.

Ayrıca, aynı düzenlemeye göre uzlaşmanın vaki olması halinde ödenecek vergi ziyaı cezası için maddede yer alan şartlar dâhilinde %25 oranında indirimden yararlanılmasına imkân sağlanmıştır.

7193 sayılı Kanunun 29. maddesi ile Vergi Usul Kanunu’nun uzlaşma ve cezalarda indirim başlıklı Ek-9. maddesinde öngörülen düzenleme kapsamında, uzlaşmanın vaki olması halinde üzerinde uzlaşılan cezanın da VUK’nun 376. maddesinde indirim kapsamına alınması nedeniyle, Vergi Usul Kanunu’nun Ek-9. Maddesi, 376. maddedeki değişikliğe uyumlu hale getirilmiştir.

Söz konusu düzenlemeler 7193 sayılı Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

3) Mali İdare ile yaşanan vergi ihtilaflarının giderilmesinde “Kanun yolundan vazgeçme” müessesesi ihdas edilmiştir

7193 Sayılı Kanun’un 27’nci maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mülga 379’uncu maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Kanun yolundan vazgeçme:

MADDE 379- Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);

  1. Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,
  1. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,

mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.

Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır.

Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve bu dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih kanun yolundan vazgeçme tarihi olarak kabul edilir. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmez. Kanun yolundan vazgeçildiği hâlde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda ise bu başvurular incelenmez.

Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilir.

Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.”

Madde metnin de anlaşıldığı üzere, yapılan bu düzenleme ile vergi ihtilafları nedeniyle açılan davalarda ilk derece yargı merciindeki davanın sonuçlanmasını müteakip ihtilafın devam ettirilmemesi ve çekişmenin sonlandırılması adına mükelleflerin istinaf veya temyiz yolundan vazgeçmeleri halinde (lehte veya aleyhte) verilen ilk karara göre, dava konusu edilen verginin bir kısmı ve/veya cezanın bir kısmı ya da tamamından vazgeçilmesi durumunda (idarenin de ihtilafı sürdürmemesi suretiyle) ihtilafın sonlandırılması amaçlanmıştır.

Buna göre vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştay’ın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);

– Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,

– Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,

mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk edecektir.

Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenecektir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi halinde ise vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılacaktır

Bu kapsamda, yargılama aşamasında mükelleflerin istinaf veya temyiz yolundan vazgeçmeleri halinde verilen karara göre, dava konusu edilen verginin bir kısmı ve/veya cezanın bir kısmı ya da tamamından vazgeçilmesi ve idarece de ihtilafların sürdürülmemesi yönünde düzenlemeler yapılmıştır. Bu şekilde tahakkuk eden vergi ve cezaların vadesi geçirilmeksizin gecikme faiziyle birlikte ödenmesi halinde ayrıca vergi ve ceza tutarından %20 indirim yapılması öngörülmektedir.

Bunun yanı sıra 7193 sayılı Kanunun 23. Maddesi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Özel ödeme zamanları” başlıklı 112’nci maddesinin üçüncü fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir. Maddenin devamı bir alt paragraftadır;

“c) 379 uncu madde kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar;”

Geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz”

Yapılan düzenleme ile de kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda 213 sayılı VUK’nun 112. maddesi uyarınca uygulanacak gecikme faizinin hesaplanma süresi belirlenmiştir.

Buna göre yeniden düzenlenen 379. madde kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar faiz hesaplanacağı belirtilerek bu hususta yaşanabilecek tereddütler baştan ortadan kaldırılmıştır.

Yukarıda yer alan düzenlemelerin yürürlük tarihi 01.01.2020’dir.

4) Sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükellefler ile ilgili yeni tedbirler alınmıştır

7193 Sayılı Kanun’un 27’nci maddesiyle, sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi, vergiye uyum seviyesinin yükseltilmesi ve kayıt dışı ekonomi ile mücadelenin etkinliğinin artırılması amaçlarıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununa 160/A maddesi eklenmiştir.

Maddeyle, esas itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi unsurlar çerçevesinde yapılan risk analiz çalışmaları neticesinde elde edilen sonuçların yukarıda belirtilen amaçların sağlanmasında etkin olarak kullanılması öngörülmüştür.

Bunu teminen de maddeyle, söz konusu analiz neticesinde sahte belge düzenleme yüksek riski bulunduğu değerlendirilen mükellefler hakkında tesis edilmesi öngörülen işlemler (incelemeye sevk, mükellefiyet kayıtlarının terkini, mükellefiyetlerinin devamını isteyenlerden teminat istenmesi, söz konusu mükellefler ile bunlarla maddede öngörülen çerçevede ilişkili olanlardan yine maddede öngörülen durumlarda teminat istenmesi, teminatların iadesi gibi) ve bu işlemlere ilişkin süreçler  hakkında düzenlemeler yapılmaktadır.

Ayrıca maddede, mükellefiyeti terkin edilenlerin ve bunlarla 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde ilişkili olan kişilerin düzenlemek zorunda oldukları fatura veya fatura yerine geçen belgelerden Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenenlerin, elektronik olarak düzenlenmesi zorunluluğuna, bu kapsamda elektronik belge düzenleme yükümlülüğü getirilen mükelleflere ilişkin bilgilerin duyurulmasına ilişkin düzenlemelere de yer verilmektedir.

Maddenin son fıkrasıyla da madde kapsamındaki işlemlere ilişkin süreler, elektronik ortamda belge düzenleme zorunluluğunun başlayacağı tarih, bu madde kapsamında olan mükelleflerin tahsilat ve ödemelerinin tevsiki başta olmak üzere bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.

Bu düzenlemeler Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

PAYLAŞ:
“Sitemizde yayımladığımız bültenler, açıklamalar ve hatırlatmalar, uygulamada yorum farklılıkları içermekte ve bilgilendirme amaçlı olup, bilgilerin kullanımı nedeniyle ortaya çıkan durumlardan, her türlü zarardan ve cezai tazminattan dolayı şirketimiz, ortaklarımız ve çalışanlarımız sorumlu tutulamaz.”